İngiltere Premier Ligi Takımların TV Gelirleri 2013-2014 Sezonu

2013-2014 sezonunda İngiliz Premier Ligi’nde TV’den en fazla gelir kazanan takım 122 milyon euro (97,5 milyon pound) ile Liverpool oldu. Bu paranın yaklaşık 33 milyon euroluk kısmı ise yurtdışında Premier Ligin yayın haklarını satın alan TV kanallarından geldi. İşte inanılmaz rakamlar:

Kulüp Uluslarası Gelir Yurtiçi Gelir Toplam
Liverpool 32.869.771 89.060.649 121.930.420
Man City 32.869.771 87.853.140 120.722.911
Chelsea 32.869.771 84.762.933 117.632.704
Arsenal 32.869.771 83.217.829 116.087.600
Spurs 32.869.771 79.210.084 112.079.855
Man Utd 32.869.771 78.582.518 111.452.289
Everton 32.869.771 73.414.888 106.284.659
Newcastle United 32.869.771 63.854.294 96.724.065
Southampton 32.869.771 63.274.351 96.144.123
Stoke City 32.869.771 61.729.248 94.599.019
Swansea City 32.869.771 59.846.549 92.716.320
West Ham 32.869.771 59.218.983 92.088.754
Crystal Palace 32.869.771 58.639.040 91.508.811
Aston Villa 32.869.771 57.963.850 90.833.621
Sunderland 32.869.771 56.756.341 89.626.113
Hull City 32.869.771 50.913.521 83.783.293
West Brom 32.869.771 49.368.418 82.238.189
Norwich City 32.869.771 47.823.314 80.693.085
Fulham 32.869.771 46.278.210 79.147.981
Cardiff City 32.869.771 44.733.106 77.602.878

Yahudiler’in Filistin’i Yurt Edinmesi ve Balfour Deklarasyonu

1. Dünya Savaşı boyunca Yahudiler’in çoğu Almanya’yı destekledi. Çünkü Almanlar, sürekli Yahudi katliamı yapan Ruslar’a karşı savaşmaktaydı. Yahudiler’de bu denenle Rusya’yı ana düşmanları olarak görmekteydiler.

İngilizler ise başta Başbakan Lyodd George olmak üzere Yahudiler’in Siyonizm ideolojisine destek veriyorlardı. 1917′nin sonlarında İngilizler Güney Suriye’yi Osmanlılar’dan alınca İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour (Lord Balfour), hem kendi partisinin hem de Yahudi toplumunun liderlerinden Lord Rotschild’e daha sonraları Balfour Deklarasyonu adını alacak bir mektup yazdı. Mektupta İngilizler’in Yahudiler’in anavatanı olan Filistin’i Yahudiler için ayırdığını ifade etti. Günümüzde Yahudi sorunun ana noktası burasıdır. Orta Doğu’da İsrail’i müslüman toplumların başına bela yapan ırk İngilizler’dir.

Yeni Orta Doğu’nun sınırları İngilizler ve Fransızlar tarafından çizilmişti. Senaryo uygulanacaktı. İngilizler, Filistin adıyla Yahudiler’i gaza getirdkleri bölgenin sınırlarını kendileri belirleyeceklerdi. Jabotinsky ve Trumpeldor adındaki iki Yahudi’nin önderlik ettiği bir Yahudi birliği İngiliz işgaline katıldı. Daha önce aynı birlik Gelibolu’da mağlup olmuştu. Ancak bu sefer Yahudi ajanlarının da desteğiyle İngilizler harekete geçti. 1918′de Chaim Weizmann adındaki İngiltere Siyonist Federasyonu Başkanı bir siyonist komisyonu oluşturarak Filistin’e geldi. Filistin, İngiliz hakimiyetine girince, İngiliz mandası altındaki Filistin için Milletler Cemiyeti Balfour Deklarasyonu’nu 1922 tarihinde kabul etti. Yani şimdiki adıyla Birleşmiş Milletler, Yahudiler’in yeni anavatanını Filistin olarak kabul etti. Adeta kukla cemiyeti olan Birleşmiş Milletler’in günümüzde bile İsrail zulümlerine seyirci kalması bu noktadandır.
Bu deklarasyona göre Filistin sınırları içerisinde Ürdün de bulunmaktaydı ama bir kaç yıl sonra Ürdün Churchill tarafından Filistin mandası sınırlarındna çıkarıldı. O zamanlar daha Milletler Cemiyeti’ne üye olmayan ABD’de bu İngiliz mandasını onayladı. Yani Birleşmiş Milletler & ABD ve İngiltere, İsrail & Filistin arasındaki senelerdir devam eden sorunu çözebilecek en son üç kurumdur.

1921′de Siyonist Komisyon’a İngiliz mandası altında Filistin Yahudi Acentası adında adeta bir resmiyet verildi. Aynı şekilde Filistin Arap Acentası adında bir resmiyet kazandırma girişimi ise toprakların eski sahibi Araplar tarafından reddedildi. 1919 ve 1923 yılları arasında Filistin’e toplam 40.000 adet Yahudi gelmişti. Bu gelen Yahudiler’in en önemli kısmı Rusya’dandı. Rustya ve Ukrayna’da soykırımdan kaçan Yahudiler, umut olarak vaat edilen topraklar adında ve Balfour Deklarasyonu’nun da desteğiyle Filistin’e geliyorlardı. 1. 2. ve 3. İsrail göçleri adıyla Avrupa’daki bir çok Yahudi Filistin’e gelmişti. Bu ilk Yahudi yerleşimciler genellikle tarım işçisi oldular, ekonomiyi iyileştirmek için çalıştılar, hatta kendilerine öncü adını vererek kendilerini kutsallaştırdılar. Bu sırada Jezrel Vaidis ve Hefer Ovası bataklığı temizlenerek tarımsal kullanıma açıldı. Ve olan oldu. Yahudi Ulusal Sermayesi adını verdikleri Yahudi paralarıyla İngilizler’den toprak satın almaları başladı( Bu kurum halen daha İsrail’in %13′üne sahiptir). Hatta satın aldıkları toprakları korumak için Haganah adını verdikleri savunma birlikleri de oluşturuldu.

Fransızlar’ın Suriye’yi ele geçirmesi ve sürkli Yahdui göçü, Araplar’ı ayağa kaldırdı, Filistin’de 1920 ve 1921′de Arap ayaklanmaları başladı. Bunun üzerine İngilizler bu Yahudi göçünü sınırlamak için bir kota koydular. Buna göre İngilizler, göç decek her Yahudi için 1000 pound (günümüz parasıyla 100.000 sterlin) ve her profesyonel Yahudi için (ilim adamı-hukuçu, siyasetçi vs.) 500 pound para istemeye başladı. Ancak Filistin Yahudi Acentası, yurtdışındaki Yahudi sermayesinden bu paraları edinerek Yahudi göçünün önünü yeniden açtı. 1924 ve 1929 yılları arasında toplam 82.000 adet Yahudi , Filistin’e göç etti (4. İsrail göçü). Bu göçlerin çoğu Polonya ve Macaristan’da antisiyonist hareketler sonucu oluştu. Bu arada ABD’nin 1924 yılında bir yıl içindeki göçmen sayısı, ABD’de bulunan o ırka ait insan sayısının %2′sini geçemez şeklindeki bir Göç Yasası düzenlemesi, Yahudiler’i Filistin’e göçe de zorlattırmış oldu. Yeni gelen Yahudi göçmenlerin çoğu orta sınıf halkıydı ve genellikler kasabalara yerleştiler.

Kudüs’te ilk elektrik üretimi Rusya doğumlu bir Yahudi olan Pinhas Rutenberg önderliğinde üretildi. Filistin Yahudi Acentası, 1925′te Kudüs İbrani Üniversitesi’ni ve Haifa’da Teknik üniversiteyi kurdu.

1928′de Va’ad Leumi Yahudi Ulusal Konseyi liderliğine seçildi ve konseyde siyonist olmayan Yahudiler de bulunmaktaydı. Bu konsey İbranice Yishuv adındaydı ve gelişmeye başlayarak hükümet tarzı eğitim, sağlık ve güvenlik alanında girişimlerde bulundu. İngilizler’in de izniyle vergiler arttırıldı, bağımsız bazı girişimlerde bulunuldu. 1929′da ise 26 farklı ülkedeki Yahudiler’ce Va’ad Leumi bir kez daha lider seçildi.

1929′da Yahudi ve müslüman halk arasındaki gereilim arttı. Gerilimin nedeni Mescid-i Aksa’nın batı duvarına bir yolda sandalye veye herhangi bir mobilya kullanımı yasaklandı. Filistin Müftüsü Haj Amin al-Husseini ise oranın müslümanların malı olduğunu ve Yahudiler’in asıl amacının Tapınak Tepesi’nin kontrolleri altına alınması olduğunu söylüyordu. Yahudiler adeta ortalığa kin kusuyordu. Yavaş yavaş bütün Kudüs’e hakim olmak için her türlü girişimi yapmaya başlamışlardı. Olaylar üzerine 1929′da Arap İsyanı başladı. Yahudiler’de kendi halk milislerini oluşturmaya başladılar. Çatışmalar yaşandı. İngilizler ise Araplar’a göz açtırmıyor, ancak Yahudi göçüne de engel olmuyorlardı. Böylece kendi egemenliği altında iki millet İngilizler’in işine geliyordu.

1933′de Nazi Almanyası ile Filistin Yahudi Acentası 50.000 Alman Yahudi’sinin Filistin’e göçü için anlaştı (Ha’avara Anlaşması). Alman Yahudiler’inin tüm malları Alman hükümeti tarafından haczedilecekti. Karşılığında 14.000.000 pound değerindeki Alman malları Filistin Yahudi Acentası’na ihraç edilecekti. Naziler, Yahudiler’in Filistin’e giderken yanlarında para ve ikiden fazla bavul taşımalarını yasaklamıştı. Anlaşma esnasında tartışmalar yaşandı ve anlaşmayı imzalayan İşçi Siyonist lider Haim Arlosoroff 1933′de Kudüs’te katledildi. Bu olaydan sonra Filistin’deki solcu ve sağcı yahudiler birbirlerine düştüler. (Haim Arlosoroff, aslında aile dostu olan Nazi Almanya’sının propaganda bakanı Magda Goebbels ile olan entrika ve ilişkilerinden sonra Naziler tarafından öldürülmüştü. Bu çok sonraları ortaya çıktı.)

Ha’avara Anlaşması’ndan sonra Yahudi Göçü ve Almanya’dan ithal gelen mallar ekonomiyi canlandırdı. Haifa’da bir liman ve bir de petrol rafinerisi kuruldu. Tarım ve endüstri canlandı.

1929 ve 1939 arasında toplam 250.000 Yahudi daha Filistin’e geldi (Beşinci Göç). 1933-1936 yılları arasında ise bu sayı 174.000 oldu. Göçlerin artmasından sonra 1933′te Filistin ayaklanmaları başladı. Bu son göçlerin çoğu Avrupa’dandı ve avukatlar, profesörler, ilim adamları ve doktorlar gibi kalifiye kişilerden oluşmaktaydı.

İnşaat ve mimarlık alanında önemli gelişmeler yaşandı. Almanya’nın meşhur sanat okulu olan Bauhaus’dan mezun olup İngiliz mandası altındaki Filistin’e gelen Alman mimar Yahudiler, dünyaca ünlü Bauhaus evlerini Kudüs’e yaptılar. Bu esnada yaklaşık 4000 adet Bauhaus ev yapıldı. Kudüs’te dünyanın ilk ve tek baştan sona Bauhaus evlerinden oluşan bir mahalle yapıldı. Kalifiye göçlerden sonra Filistin, dünyanın kişi başına en fazla doktor düşen yeri haline geldi.

Bu arada Almanya’da ve Avrupa’nın çeşitli yerliernde Yahudi zulmü başladı. Yahudiler, normal insani ve ekonomik haklardan mahrum edilmeye başlandı. Yahudi düşmanı hükümetler oluştu. Almanya, Polonya, Hırvatistani Solvakya, Avusturya, Çekoslavakya (bunların bir kısmı bağımsız değildi) Yahudi düşmanlığına başladı.

Yahudi Göçü’nün artması, 1936-1939 yılları arasında Filistin Arap İsyanı’nı başlattı. Araplar, bağımsız istiyorlardı ve İngiliz mandasını bitirmek istiyorlardı. Araplar Yahudiler’e saldırdı. Filistin Yahudi Acentası başı Ben Gurion “Havlagah” adı verilen savunma mekanizmaları geliştirdi. Örneğin el bombasına ve Filistinli Araplar’ın taşlarına direnç gösteren otobüsler kullanılmaya başlandı. Ancak Etzel Grubu bu siyasete karşı çıktı ve Haganh adını verdikleri, daha sonraları İsrail Savunma Kuvvetleri olan Haganah siyasetini güttü.

Steelcraft – Antika Çelik Oyuncaklar

Steelcraft oyuncak firması, Amerika’da 1931 yılında kuruldu. İkinci Dünya Savaşı başlangıcındaki dünya ekonomik krizi nedeniyle 1937′de kapandı. Kapanma gerekçesi iflastı. Ancak Steelcraft firmasının kendi ismiyle adlandırdığı oyuncak serileri, günümüzde antik oyuncak dünyasının önemli bir kısmını oluşturmakta.
Firma, özellikle araba oyuncaklarını tasarladı. O günlerde plastik daha popülerleşmemişti ve tüm ürünleri çeliktendi.
Günümüzde Digitürk’ten dolayı ülkemizde de meşhur olan History Kanal’ın Amerikan Restorasyonu belgeselindeki Rick’in atölyesinde sık sık restore ettiği antik ürünlerden biri.
Bugünlerde Steelcraft; özellikle ABD’de müzayedelerde, açık arttırmalarda çok değerli ürünlerden biri. Ebay’de de oldukça popüler.

Dünyanın En Kalabalık Ülkeleri

1. Çin Halk Cumhuriyeti 1,343,239,923
cin

Dünyanın en kalalabalık ülkesi Çin Halk Cumhuriyeti’dir.
2. Hindistan 1,205,073,612
hindistan

3. ABD 313,847,465
abd

4. Endonezya 248,645,008
endonezya

5. Brezilya 199,321,413
brazil

6. Pakistan 190,291,129
pakistan

7. Nijerya 170,123,740
nijerya

8. Bangladeş 161,083,804
banglades

9. Rusya 142,517,670
rusya

10. Japonya 127,368,088
japan

%1ciler (one percenter)

Bazı yasadışı motosiklet kulüplerinin, kendilerini ayırt etmek için kullandıkları desenlerdir.

%1ci fikri; meşhur 1947 Hollister Olayı LİNK ‘ndan sonra Amerika Motosiklet Federasyonu tarafından motosikletçilerin %99′u yasalara uyan, sadece %1′inin yasadışı olduğunu açıklamasından sonra, buradaki %1 kelimesinin bazı motor kulüpleri tarafından kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu açıklamanın ardından, bu kulüpler kendilerini %1ci (%1er) olarak ifade etmeye başlamışlar ve %1ci logolarını motorlarında kullanmaya başlamışlardır.

Bazı motosiklet çeteleri – Hells Angels gibi – bu logoyu diğer örgütlerden kendilerini ayırmak için kullanmakta, yani asi, isyankar bir motorcu havası vermektedirler.

ABD Alkol, Tütün ve Patlayıcılar Bürosu da, %1cileri yasadışı motosiklet çeteleri olarak tanımlamaktadır.

1percenter

1logo

Kazan Dinler Tapınağı

Ildar Khanov, bir Tatar entellektüel. İşi gücü Rusya’da sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılarına yardımcı olmaya çalışmak.

Onun yeni bir ideali var. Tüm dinlerin mabetlerini bulunduğu bir dinler kompleksi yapmak. Bunun için çok çalışıyor. Yapımına 1992′de başladığı Dinler Tapınağı, halen devam etmekte.  Tapınak Kazan şehrinde. Tapınak için maddi kaynak, tedavi ettiği hastalarından ve diğer sponsorlarından gelmekte.

tapinak

 

Tapınakta aralarında Hristiyanlık, İslam, Yahudilik ve şu anda tâbisi bulunan bulunmayan toplam 16 farklı dine yönelik yapı bulunmakta.

En büyük kubbe, capula denen Ortodokslar’a ait yapı. İslam’a yönelik bir iki minare var. Yahudi havrası da mevcut. Katolik kulesi de var. Adeta dinler mozağine dönüşmüş.

Tapınak, fiilî olarak çalışmayacak. Şu anda (Mayıs 2013) tamamlanmadı. Ildar Khanov ve asistanlarının çalışma mekanı olarak hizmet veriyor.

İslamî açıdan pek de bir değeri bulunmasa da, yapı; turistlerin akınına uğruyor.

Khanov ise insanlara yardımcı olmak için buradaki odaları kullanıyor. Khanov, ne kadar iyi niyetlidir, ne kadar hümanist bir yaklaşımdadır bilinmez ama 2012 Oscar ödüllü Pi’nin Yaşamı filminde de başrolde oynayan eleman; üç dine inanıp, üç dinin gereklerini de yaşamaya çalışıyordu. Bu aralar birileri dinsizliği değil, birden fazla dine sahip olarak bir şeylere mi hizmet veriyor, bilinmez.

tapinak2

Hollister Olayı 1947

Hollister Olayı, ABD’de 1947′de Hollister kasabasındaki motosiklet yarışı ve festivali sırasında yaşanan ve çeşitli yaralanmaların olduğu olaylardır.

1930′lardan beri kentte yarışlar düzenlenmekteydi. 2. Dünya Savaşı’nda yarışlara ara verildi. 1947′de yarışlar yeniden başladı. Ancak o yıl, beklenenden çok daha fazla kişi yarışlar için Hollister kasabasına geldi. Kasabaya New York, Connecticut ve Florida gibi kentlerden 4000 motosikletli geldi. Bu rakam, kasabanın nüfusunun iki katıydı.

3 Temmuz’da yarış festivali başladı. Kasabada motosiketli sayısı artmaya başladı. Pissed Off Bastards of Bloomington, the Boozefighters, the Market Street Commandos ve the Galloping Goose Motorcycle Club gibi birçok ABD motosiklet grupları yarışmalara katılmak için gelmişti. Katılanların %10′u da kadındı.

Motosikletçiler, barlara akın ettiler. Önce, kasaba halkı ekonomik bir kalkınmadan dolayı çok mutluydu. Ancak içen motosikletçiler, sonraki zamanlarda sıkıntı oluşturmaya başladılar.

Ayyaş motosikletçiler, Hollister’ın küçük sokaklarında geziyor ve çok fazla içki tüketiyorlardı. Kısa sürede halka sataşmaya, kavga etmeye başladılar. Şişeleri bar camlarına ve etraftaki binaların camlarına atmaya başladılar.

Otel sıkıntısı da başgöstermişti. Motosikletçiler; parklarda, çimenlerde, yollarda, halkın evlerinin bahçelerinde sızıvermişlerdi.

Kasabanın sadece 7 tane polisi bulunmaktaydı. Polisler göz yaşartıcı gaz bile kullanmışlardı. Ancak 4 Temmuz günü, olaylar kontrolden çıkmıştı. Polis gücü yetersizdi. Polisler, tutuklayabildikleri kadar motorcuyu tutukladılarsa da yetersizdi. Halk da, ayyaş motorculara tepki olarak barları kapatmaya başlamıştı.

5 Temmuz’da motorcular, yavaş yavaş kenti terk etmeye başlayarak halk nefes aldı. Bilanço ise, 50 tutuklama, 60 yaralıydı. Ölen olmamıştı. Bir kasaba meclis üyesi, “Kendilerine daha çok zarar verdiler” demişlerdi.

ABD basınında yer alan bu resim ise, olayları açıklar nitelikteydi. Yerdeki onlarca şişenin üzerinde motosikletiyle bulunan bir motosikletçi, içmeye devam ediyordu.

resim

Hollister Olayı, küçük bir olay olarak gözükse de, ABD basınında geniş yer aldı. San Fransisco Chronicle gazetesi olayları motorcu terörü diye lanse etti.

Olaydan sonra, ABD’de motosikletçilere karşı bir antipati uyanmaya başladı. ABD Motosiklet Federasyonu ise olay için, motosiklet kullananların %99′unun yasalara uyan vatandaşlar olduğunu, %1′inin ise yasadışı örgüt elemanları olduğunu açıkladı. Bu açıklamadan sonra %1ciler, popüler kültürde yer almaya başladı ve Hells Angels dahil, kendilerini %1′ci olarak lanse eden gruplar tarafından kullanılmaya başlanıldı.

Dünyanın En Fazla Suikast Girişiminde Bulunulan Ülkesi: Grönland

Grönland, Kanada’nın kuzeyin doğusunda yer alan Danimarka‘ya bağlı özerk bir bölge. Türkiye’nin yaklaşık 3 katı yüzölçümüne sahip olsa da, tamamına yakını buzlarla kaplı olduğu için bu ülkede sadece 56 bin kişi yaşamakta. Ancak, insan öldürme ortalamasında en yakın rakiplerini açık ara fark yapan bir ülke.

10.000 kişi de 1 kişinin suikast işlediği ülkede en büyük sorun ise, suikast girişimleri! Araştırmalara göre ülkedeki her 4 kişiden 1′i birini öldürme girişiminde bulunuyor.

Grönlandlılar, Osmanlıca’da sevahil-i memalike denilen bir sahil memleketi ve ana geçim kaynağı ise tabii ki de balık. Burada başka bir üretim kaynağı da hemen hemen yok gibi. Balıkla geçinen halkta bol miktarda balık ağı, halat, elektrik kablosu gibi avlama aletleri bulunmakta. Dolayısıyla, resmî olarak kendilerinde bu aletlerin bulunduğu ülke vatandaşları, suikast niyetine sahip olunca öldürmekte zorlanmıyorlar.

İşin en kötü yanı ise, diğer ülkelerin aksine yaş ilerledikçe suikst girişimi yüzdesi bu ülkede artmıyor, azalıyor. En fazla girişim, 15-9 yaşları arasındaki gençlerde oluyor.
greenland-evler

Suikast Sebepleri

Bir ülkede suikastların en büyük failleri, genellikle yeraltı dünyası yani mafya diye tabir ettiğimiz kişilerdir. Bunlar, çıkarları uğruna paralı adamlarıyla bazı kişileri öldürtebilirler. Ancak Grönland‘da kaynak yok, fakirlik var, dolayısıyla mafya yok. Suikastların tamamı kişisel suikastler. Mafyaya bağlı değil.

Suikastların ana sebepleri olarak yüksek alkol içme oranı, depresyon, kız arkadaşla tartışma ve fakirlik gösteriliyor. Alkol kullanma oranı, tüm halk içinde %90′a ulaşmış durumda (0-15 arası çocuklar dahil). Genelde girişimler, alkol alındıktan sonra yapılıyor.

Diğer önemli sebeplerden biri de İngilizce’de insomnia denilen uyuyamama hastalığı. Uyuyamamanın nedeni ise yazları 6 aya yakın güneş ışığı alması ve karanlık olmaması. Suikast girişimlerine 6 ay karanlık geçen kışların kasvetinin sebep olduğu düşünmek mantıklı görünse de, aslında böyle değil. Çünkü suikastler girişimleri, yazları artıyor. Ancak, kutuplarda başka bölgelerde bu kadar suikast girişimi yüksek olan yer bulunmamakta. Bu nedenle, bu kadar yüksek suikast girişiminin asıl nedeni tam olarak çözülememiş.

Bir araşırmacı, konu hakkında “Grönland’da yaşayan herkes suikast işleyen birini tanımakta.” ifadelerini kullanıyor.

gronland-map
Suikast Yöntemleri

Grönland’da suikast yöntemlerinin başında el ile öldürme (serbest el, bıçak, sivri aletler vs.), tabanca ile öldürme, yüksekten atlayarak öldürme, suda boğma ve zehirleme gelmekte.

Suikast Engelleme Girişimleri

Grönland’da reklam panoları “Aramak bedava. Kimse yalnız değil. Karanlık düşüncelerinle yalnız yaşama.” yazılarıyla dolu. Devlet, halkına reklam panolarıyla destek olmak istiyor. Pazartesi’den Çarşamba’ya kadar 24 saat açık olan hat, arayan kişilere yardımcı olmak için açılmış.

Hells Angels Motor Kulübü

Hells Angels (The Hells Angels Motorcycle Club – HAMC), dünya çapında ün salan bir motosiklet çetesi ve kulübüdür.

Hells Angels, Türkçesiyle Cehennem Melekleri, çoğu ülkelerde dernek olarak yer alsa da, ABD Adalet Bakanlığı tarafından organize suç örgütü olarak kabul edilmiştir. Yani motosiklet camiasında %1ciler (one percenterer) arasında gösterilmektedirler ve kendileri de bunu kabul etmektedirler.

Hells Angels üyeleri, genelde Harley Davidson’a binerler ve değişik aksesuarlara sahiptirler.

hell-angels-logo

Çete İsmi

Hells Angels, ilk olarak ABD’de California eyaletinde Fontana şehrindeki İskoç-Amerikan savaş göçmenleri olan Bishop ailesi tarafından kuruldu. İlk üyeleri, Pissed Off Bastards of Bloomington gibi motosiklet çetelerinden ayrılan üyelerdi.

Çete üyelerinden Arvid Olson, 2. Dünya Savaşı’nda Çin ordusunda yer alan ABD’li gönüllü askerler arasındaydı. Bulunduğu bölük, Çin Hava Kuvvetleri’nde 1. Amerikan Gönüllü (sözde gönüllü, aslında paralı) Alayı (Uçan Kaplanlar – Flying Tigers)’ydı. Uçan Kaplanlar’ın Hells Angels adında bir uçak filosu vardı. Çete ismi bu filonun isminden gelmektedir. 1930′da yönetmenliğini Howard Hughes‘un yaptığı pilot kahramanlıklarını anlatan Hells Angels filminin ismi de bu filodan gelmektedir.

Hells Angels’ta, “Baba” olarak gösterilen Ralph Sonny Barger, çetenin Oakland derneğini kurdu. San Francisco, Gardena ve Fontana kurulan ilk dernekleriydi.

Armalar – aksesuarlar

Çetenin logosu death’s head (ölüm başı) Frank Sadilek tarafından tasarlandı. Logo, aslında ABD 85. Uçak Filosu ve 552. Topçu Alayı’nın logoları esas alınarak yapıldı.

deathhead

Çetenin aksesuarlarında ve giysilerinde çeşitli desenler yer almakta. Askeri madalyalara benzer desenler de bulunmakta. Bir çok desende 81 sayısı “Route 81″, “Support 81″, gibi kullanılmaktadır. 81 sayısı, Hells Angels‘ın baş harfleri H ve A’nın İngiliz alfabesindeki sıralama sayısından gelmekte. Bir çok şapka, giysi, ceket ve montta bu işaretler yer almakta.

support81 route81

Aksusuarlar; dövme, yüzük, küpe, çeşitli takılar, saç tokaları, tişört, gözlük, piercing, zincir vs. olarak sıralanabilir.

ABD popüler kültüründe son zamanlarda ünlenen; Filthy Few ve Dequiallo logo ve desenleri de Hells Angels tarafından türetilmiştir.

dequiallo filthy-few

Hells Angels’a Üyelik

Üye olmak için;

- Motosiklet ehliyetine sahip olmak.
- 750 cc ve üzeri hacimli motosiklete sahip olmak
- Yetişkin olmak
- Polis ve gardiyan olmamak
- Üyeler arasındaki oylamada yeterli oyu kazanmak

gibi şartlar aranıyor.

hellsangelsüyesi

Ayrıca, üye alımında zenciler de kabul edilmemekte. Hells Angels, genellikle zenci karşıtı olarak yer almakta. Irkçılık suçlamalarıyla her zaman gündeme gelmekte. Derneğin babası Sonny Barger, BBC’ye verdiği bir röportajda ise ırkçı bir örgüt olmadıklarını, ancak örgütlerinde ırkçı kişiler bulunduğunu söylemektedir.

Aktiviteler

Cehennem Melekleri; popülerleşerek 1950′lerde ABD’de ve tüm dünayda uzun saçlı, sakallı, isyankar ruhlu ve motosikletli bir gençlik akımına ön ayak oldu.

Çetenin ABD’deki eylemlerinden sonra dünya çapında şubeleri kurulmaya başlandı. Önce İngiltere, Avustralya, sonra bir çok Avrupa ülkesinde şubeler kurulmaya başlandı. Günümüzde Türkiye’de de İstanbul ve Ankara’da iki şubesi bulunmakta.

Çetenin Türkiye’de 2011′de Kadıköy Barlar Sokağı‘nda 7 kişinin yaralandığı gece eyleminde Türkiye tişörtleriyle “Burada içki içemezsiniz” diye bağırarak bir eylem gerçekleştirdiği iddia edildi. 2010′da da Marmaris‘te bir bıçaklama eyleminde Hells Angels’ın adı geçti. Ancak, bu faaliyetleri kimin yaptığı tam oarak belli değildi.

Yurtdışında örgütün illegal aktiviteleri o kadar çok ki. Örgüt, başta ABD olmak üzere İngiltere, Hollanda, İskandinavya, İspanya, Kanada ve Avustralya’da çok sayıda yaralama, haraç, fuhuş, uyuşturucu ticareti, şantaj, gasp, adam öldürme gibi eylemlerde bulundu.